Yazılarım

Erkekler Olmasaydı?

Ümit Deniz Gül · Yaşam

Hiç düşündünüz mü… Erkekler olmasaydı bu dünya nasıl bir yer olurdu?

Gözlerini kapat… Çocuklarını kollarıyla siper eden babaları çıkar bu dünyadan. Gece gündüz çalışıp evine ekmek götüren adamları çıkar. Taş üstüne taş koyan, köprüler diken, yollar açan işçileri çıkar. Bilimi, sanatı, icatlarıyla geleceğe yön veren erkekleri çıkar. Babaları çıkar bu hayattan. Ve kalan dünyaya bak… Tamamen eksik…

Geçenlerde bir yerde okudum: "Bir kadın, bir erkeğin standart yalnızlığına asla dayanamaz…" yazıyordu. Çok fazla doğru bu önerme. Bir erkeğin yalnızlığı bile kendi başına o kadar yalnızdır ki; bu yalnızlık bir kadının tahammül seviyesinin çok üstündedir. Üstelik her şeye bir çözüm geliştiren erkekler, atalarını ve erkek çocuklarını da saracak olan bu yalnızlığa bir çözüm arayışına girmemişlerdir.

Kadınlar yalnızlıklarını paylaşarak azaltırken, erkekler susarak çoğaltıyor yalnızlıklarını. İşin daha da kötüsü kimse de çıkıp o erkeğe "bir derdin var mı, iyi misin?" diye sormuyor. Daha da ve daha da kötüsü; milyonlarca yıldır böyle ve milyonlarca erkek bu yalnızlıkla ölüyor.

Düşünelim… Bu erkekler savaşta en büyük insanlık ayıplarına şahit oluyor. Bu savaşların ortasında, arkadaşı kollarının arasında ölürken şiir yazanı var. Bu erkekler arasında, en büyük icatları yapıp en güzel aşk mektuplarını yazanı var. Bir annenin ellerini ömür boyu bırakmayan evlat olanı var. Hiç tanımadığı bir çocuğu alevlerin içinden kurtaranı var. Bütün hayatını tek bir kadının gözlerine adayanı var. Cebinde bir simit parası kalmışken onu da aç birine vereni var.

Bu erkekler arasında, kendi korkularını gizleyip başkalarına cesaret dağıtanı var. Toprağı işleyip binlerce insana ekmek çıkaranı var. En ağır yükü taşırken bile gülümseyeni var. Kendi hayallerinden vazgeçip çocuklarının hayallerini büyüteni var. Bir şarkının, bir şiirin, bir sanat eserinin ardında dünyayı güzelleştiren ruhu olanı var. Yanlış yapanı da var ama hatasını telafi etmek için ömrünü feda edeni de var. Erkekler arası acımasız rekabette, kötülüğü bırakmayan değil; erdemi geliştiren ve yayanı var…

Hatta inanmazsınız… Bu erkekler arasında, çocukken tarlalarda kuşları kovalayıp, önünde idam fermanı açılan, sonra da bir millete kurtuluş olanı var. Hiç kimse Atatürk'e "bir derdin var mı?" diye sormuş mudur mesela, idam fermanı peşindeyken?

O erkekler başlarını yaslayacak bir omuz aradıklarında, bunun olmadığını bilerek yaşadılar, yaşıyorlar. Boşuna beyazlamadı kız babalarının saçları…

Yerin metrelerce altına girip çalışanı da var; hastalıklara çare üreteni, teknoloji geliştireni de… Yerden metrelerce yüksekte çalışanı, kanalizasyona girip pisliğin içinde kalanı, inşaatlarda kilolarca yük taşıyanı, dağda eksi 20 derecede vatanı koruyanı var. Her yerde tüm insanlığın konforu ve güvenliği için çalışan, didinen insanlığın diğer tarafı.

Bugün bir konforumuz varsa eğer, bunu büyük ölçüde bu emeklere borçluyuz. Bugün nefes aldığımız şehirler, bastığımız yollar, içtiğimiz sular… Hepsinde bir erkeğin alın teri, bir erkeğin suskun yalnızlığı var.

Durmadan üreten, koruyan, yıpranan ama yine de ayakta duran erkeklere… Bu dünyanın sessiz kahramanlarına… Durmadan keşfeden, konfor alanından her daim çıkan, mücadele eden, kazanan, kaybeden ama hep yalnız kalan erkeklere…

Siz kadınlar! En son ne zaman bir erkeğin saçlarını okşadınız? Ne zaman başını omzunuza yaslamasına izin verdiniz? Ne zaman ona "iyi misin?" diye sordunuz, cevabını bekleyerek? Ne zaman güçlü sandığınız bir adamın da kırılabileceğini düşündünüz?

Erkekler çoğu zaman susuyor. Ama susmak, iyi oldukları anlamına gelmiyor. Bazen en sessiz duran adam, en büyük fırtınayı içinde taşıyor.

Unutmayın… Bir erkeğin saçlarını okşayan el, sadece bir adamı değil… Bir dünyayı iyileştirir.

Ümit Deniz GülDiğer Yazılar ↗