Yazılarım

Kalbiyle Düşünen Adam

Ümit Deniz Gül · İnsan

Bu, kalbiyle düşünen bir insanlığın hikâyesi…

İnsanlık yüzyıllardır aklıyla övündü. İcatlar yaptı, gökdelenler dikti, teknolojiler geliştirdi. Ama akıl tek başına yetmedi; çoğu zaman yanına kibri, hırsı ve savaşı da aldı. Kalbini susturdu. Evet, salt akıl bizi konfora, bolluğa, sağlığa ulaştırdı ama… Mutlu etmeye yetti mi? Yetmedi!

Eğer insanlar kalpleriyle düşünselerdi, dünya nasıl bir yer olurdu? Hangi savaşları yaşamazdık? Hangi gözyaşları dökülmezdi? Hangi yıkımlar, kinler, nefretler yok olurdu? Dedim ya! Bu, kalbiyle düşünen insanlığın varsayımsal paralel hikâyesi. Böyle bir insanlık hikâyesi asla yazılmadı ama bir an hayal edip böyle bir hikâyesi olsaydı insanlığın, neler olurdu ya da neler olmazdı, bakalım mı?

İnsanlar kalbiyle düşünseydi eğer… Gözünün önünde öldürülmezdi minik Ayşe'nin annesi. Gözlerinin önünde annesinin boğazı kesilen çocuk "annemin boğazının kemiklerini gördüm" demezdi. Hem ne anlardı o bundan?

Kalbiyle düşünseydi Adolf Hitler, sonunu kendisinin de bildiği soykırımı asla yapmazdı. Kalbiyle düşünüp kollardı masum insanları. Kalbiyle düşünseydi savaşları yönetenler, binlerce çocuğun canına kıyılmaz, siviller açlığa ve çaresizliğe terk edilmezdi. Kalbiyle düşünülebilseydi eğer, bugün Kudüs ve Gazze bombaların değil duaların şehirleri olurdu. Çocuklar annesiz, babasız kalmazdı manasız savaşların ortasında.

Yoğun kalabalıklar kalpleriyle düşünselerdi eğer, bir genci sırf farklı düşünüyor diye linç etmezlerdi. Kalabalıkların ellerine aldıkları taş gibi kalbi olanlar, kalpleriyle düşünselerdi sırf fikri farklı diye sürükleyerek ve taşlayarak öldürmezlerdi Ferhunde Melikzade'yi.

Hristiyanlar Musevileri, Museviler Müslümanları, Müslümanlar Hristiyanları öldürmezlerdi kalpleriyle düşünselerdi. "Tanrımız bir, biz aynı Tanrı'ya inanıyoruz…" derlerdi.

Özgecan'ın katili kalbiyle düşünseydi, öldürmezdi gencecik kızı. Bir baba kalbiyle düşünmeyi öğretseydi oğluna, hikâyesi bir vahşete dönüşmezdi bugün.

Kalbiyle düşünseydi siyasetçiler ve insan kaçakçıları, umudu ölüm yolculuklarına çevirmezdi. Aylan Kurdi… Bu çocuğun bedeni sahile vurur muydu o zaman? Kalple düşünülseydi, Aylan o denizlerde şişme ördek simidiyle balıklara el sallıyor olurdu.

Kalbiyle düşünseydi kışkırtanlar ve saldırganlar, bir oteli ateşe vermezdi; 33 can yanarak ölmezdi Madımak'ta.

Kalpleriyle düşünselerdi insanlar, zor durumda bırakmazdı yanındakileri. Düştüğünde tekme vurmaya devam etmezlerdi diğer insana. Bir adam kalbiyle düşünseydi aldatmazdı eşini mesela. Her gece kendisine nasip edilen nimete bakıp şükrederdi. Bir tek tokat bile atamazdı kalbiyle düşünebilseydi.

Kalbiyle düşünseydi komutanlar ve milisler, 8 binden fazla insanı katletmezdi; Avrupa'nın göbeğinde bir şehir yasla anılmazdı. Srebrenitsa'nın yüzü sonsuza kadar mahzun kalmazdı.

Kalbiyle düşünseydi pilot, atom bombalarını sivillerin üzerine bırakırken, tam o bombanın düştüğü anda parkta oynayan çocuğu aklına getirir, basmazdı tetiğe. O çocuk cayır cayır yanmazdı.

Kalbiyle düşünseydi tetikçiler ve azmettirenler, Hrant'ı hedef gösterip öldürmezdi; toplum vicdanı böyle yaralanmazdı.

Biz birbirimizden bu kadar ayrışmazdık mesela, kalbiyle düşünen toplum mühendislerimiz olsaydı. Şimdi birbirimize daha çok sarılıyor olurduk.

Kalbiyle düşünseydi kumar oynatan, onlarca yuvayı dağıttığını hayal eder, izin vermezdi. Uyuşturucu üretene, satana, dağılan gencecik hayatlar gösterilseydi, belki kalbiyle düşünür bırakırdı bu işi.

Kalbiyle düşünseydi karar vericiler ve denetimi aksatanlar, güvenliği hiçe saymazdı; 301 madenci yerin altında kalmazdı.

Kalbimizle düşünseydik bugün 1. ve 2. Dünya Savaşları hiç yaşanmazdı. Oraya aktarılan para bilime, sanata, çocukların şen kahkahalarına ayrılırdı. Ne de güzel olurdu?

Kalbiyle düşünseydi bir politikacı, ideolojik her kararının arkasında binlerce gözyaşı ve aç yatan çocuk olduğunu bilirdi.

Biz aklın yolunda yürürken kalbin yolunu kaybettik. Daha çok üretip daha çok tükettik, fakat birbirimizi daha az sevdik. Dünyayı şekillendirdik ama kendi içimizi çorak bıraktık.

Peki ya kalbimizle düşünseydik? O zaman çocuklar korkudan değil, hayallerden uyanırdı. Savaş meydanları değil, dost sofraları kurulur; sınırlar değil, köprüler çizilirdi. Bizi biz yapan tek dil, vicdanın dili olurdu.

Kalbimizle düşünseydik bu tablo belki de en iyi müzede baş köşede kendine yer bulurdu. Ve tam da bu tablonun sahibi, aklıyla değil kalbiyle çizdi bu tabloyu… Herkes muhtemelen bu tabloya bakınca sadece bir tablo görüyordur ancak bilenler için bu sadece bir tablo değil. Bu bir ayna! İçine bak ve gör: İnsanlık kalbiyle düşünmediği sürece tarih tekerrür edecek. Ama kalbiyle düşündüğü gün, işte o gün tarih yeniden yazılacak. Ve belki de o tarihi bizler yazacağız.

Şimdi bu yazıyı okuyan kim varsa, önünde iki seçenek var: Ya kalbiyle düşünecek ve kazanacak ya da kalbiyle düşünmeyip kaybedecek. Çünkü unutmayın! İyiler mutlaka kazanır, kötülerse kaybeder.

Teşekkürler…

Ümit Deniz GülDiğer Yazılar ↗